Pages

25 Mart 2008 Salı

Persepolis

Son zamanlarda izlediğim en iyi animasyonlardan biri diyebilirim sanırım. Çizgi romanmış başta. Marjane Satrapi imzalı. Beyaz perdeye siyah beyaz olarak 2007 yılında taşınmış. Belgesel niteliğinde ( bu "niteliğinde" kelimesini cümle içinde kullanmayı nedense çok seviyorum!). Gösterime girdiği bazı ülkelerde tartışma konusu olmuş. Bizde de oldu birkaç kanalda. "Alın işte Türkiye'nin içinde bulunduğu tehlikeli durumu birbir göstermişler, sonumuz İran gibi olacak." diye tartışmalar falan oldu.

Animasyonun konusu kısaca şöyle; 1978, İran'daki Şah rejiminin yıkılması, umut edilen yeni bir düzen, yeni bir hayat, yıkılan hayaller, yeni gelen molla rejimi ve tüm bunların ortasında kalmış küçük kız çocuğu Marjane ( film tanıtımını da ne ballı kaymaklı yaparmış bizim Turşu heyt heyt)...



Filmin kritiğine geçmek istiyorum. En başta da dediğim gibi son zamanlarda izlediğim en başarılı animasyonlardan biri. "8 yaşındaysanız ve aşıksanız hayat çok güzel." kalıbını delip geçen ve evde "Şah'a ölüm, Şah'a ölüm, Şah'a ölüm" şeklinde yumruğu havada dolaşan, büyüyünce peygamber olacağını sanan, yaşlanmayı yasaklayarak yaşlılığı önlemeyi düşünen, geceleri tanrıyla muhabbet eden ( filmde tanrı betimlemesi ak sakallı, ton ton dede kıvamında bir ihtiyar) 8 yaşında küçük Marjane film boyunca olayları inceleyen gözünüz oluyor. Bazen "vay be öyleymiş cidden, ne zamanlarmış ama" diye söyleniyorsunuz bazen de kızın olaylara verdiği tepkilere bakıp kahkahalar atıyorsunuz. "Çizgi film lem bu izletme bize böyle şeyler" diye Avatar gibi saygı duyulası, muhteşem çızgılı diziyi bile ters çeviren anne-baba ikilisi bile oturup ilgiyle izlediler yani düşünün. İzlerken yorum bilem yaptılar, çok da memnun kaldılar. Yüzlerinden anladım. Filmin en sevdiğim sahnelerinden birine değinmek istiyorum. 14 yaşında, baskıya artık dayanamayan kahramanımız Marjane annesinden aldığı 50 lirayla ( lira dedim ya auhauhah aklıma gelmedi para birimi anlayın işte xD) ve "punk is not dead" ceketiyle sokaklarda albüm arayışı içine girmiştir. Bir grup adamın arasından geçerken "Pink Floyd", "Bee Gees", "Rolling Stones" gibi isimleri geride bırakıp "Iron Maiden" diye fısıldayan adamla pazarlık yapıp albümü kaptığı gibi eve doğru yol alırken iki tane "abla" (bizim burda öyle diyorlar ya xD) tarafından köşede sıkıştırılır. 2 saniyede nasıl bir yalan söyleme potansiyeli varsa artık kızda, üvey annem eve gitmezsem öldürür beni vs vs sıkıp kurtuluyor ellerinden. Bir başka sahneden bir replik koymak istiyorum buraya.

(otobüsü kaçıran ve arkasından koşturan Marjane arabalı polisler tarafından durdurulur.)

- Baş örtülü bayan koşmayın, durun, uyarıyoruz bayan koşmayın durun!

-( Marjane durur polislere bakar.) Buyrun memur bey?

- Bayan neden koştuğunuzu söyler misiniz acaba?

-Otobüsü yakalamaya çalışıyorum, çok önemli bir sınavı kaçırmak üzereyim. Ne oldu acaba?

- Koşarken kalçanız sallanıyor bayan, uygunsuz bir görüntü ortaya çıkıyor. Lütfen koşmayınız.

-Siz de bir zahmet kalçalarıma bakmayın!

Evet böyle repliklerle çok sık karşılaşabiliyorsunuz filmde. Marjane'ın okulda verilen bir konferans sırasında kız öğrencileri daha bol ve daha kapalı kıyafetler giymek konusunda uyaran konuşmacıya erkeklerin kızlardan dolayı tahrik olabileceği gibi, kızların da erkeklerden tahrik olmasının çok normal birşey olduğunu, durum böyleyse erkeklerin de kapanması gerektiğini anlatma çabaları da ayrı güldürmüştür beni. Herneyse fazla anlatmaya gerek yok. Elinize geçirin ve izleyin derim ben. Zira olur da sansürlenir film, yasaklanır vs. elinizde bulunsun, yoksun kalmayın bundan. İyi seyirler efenm...

2 baloncuk:

Dreamtime dedi ki...

Bu filmi arkadaşım ilk önerdiğinde ''tamam ,bakarım'' deyip indirivermiştim.Animasyon pek sevmem ben.Filme başladığımda ''aha ,nerden çıktı bu şimdi!'' tepkisini verdim.Film ilerledikçe türkiyenin durumunu düşündüm.Benim de son zamanlarda izlediğim en güzel filmlerden biriydi.Oto biyografi niteliğinde olması ,olayları biraz eğlendirici yönden alması izlenebilir kılıyor filmi.Çocuk yaşına rağmen olaylara bakışını,anne ve babasının tutumunu,her daim kızlarını desteklemelerini takdire şayan buldum.Açıkçası ben İran'ı oldum olası yobaz bir memleket olarak bilirdim.Meğersem hiç alakası yokmuş.Yalnız ne cahilliktir nasıl insanlar bunlar anlayamadım.Halimize şükredelim mi ne yapalım bilemedim.Öyle bir devlet? tarasından yönetilmektense kendimi öldürebilirdim herhalde bilemiyorum.

Ayrıca kitabı da var bu filmin.Kitabı filme göre biraz daha ince detaylar içeriyor.Alıp okuyun dedim.Su gibi geçti vakitler kitabı okurken.Eğlenceli yönden anlatması benim çok hoşuma gitti.

Mimi Wonka dedi ki...

dvd si var bunun bende orijin style, ama açıp izlemedim daha, o kadar anlatmışsın bakalım merak ettim.