Pages

12 Eylül 2008 Cuma

Otobüs Gözlem Evinden Bildiriler Serisinin Pek Can Sıkıcı Devamı

İlkokuldan bu yana bize öğretilen otobüslerde yaşlılara her daim yer verilmelidir kalıbı "her yaşlı" için geçerli olmamalıdır diyorum ben. "Tonton nine, dedelerimizi oturtalım, huysuzlar ayakta kalsın" çözümü biliyorum çok acımasızca ama öyle durumlar oluyor ki "ulen ben yaşlanınca tuvalete bile arabayla gideceğim! Gençlerimizi yormayacağım heyt" deme noktasına geliyorum.

Sadece tontonlarına değil hepsine saygım var ama bazılarında merhamet yok. Gün boyunca pastalarla, böreklerle, envai çeşit yiyecek içeceklerle toplan dostlarınla, bol bol dedikodu yap kurtlarını dök... Biz de o sırada kurtlanmış beyinlerimize envai çeşit bilgi kırıntıları sokmaya çalışıp dökülelim, 20 kiloluk çantalarımızla kamburumuzu çıkarta çıkarta otobüslerin arkasından koşturalım. Sonunda huzur içinde eve doğru yol almayı umarken... Sen gel beni kendinden geçmiş, her an direksiyonu kırıp, freni basıp arabaya amuda kaldırma potansiyeline sahip şoförün insafına bırak. Oldu mu be teyzecim? Tamam sen de ayakta kalma, gel ben sıkışırım buraya, hiç olmadı ben kalkarım, sen de o güzel yüzünle, pek cici sesinle "Ver yavrum çantanı şuraya koyalım, ağırdır şimdi o, inerken alırsın" de, senin çantanı bile taşırım. Ama çantandan para çalmış bir tinerci çocukmuşum edasıyla süzme beni n'olur! Okullu çocuğum ben!

Bugün pek saftirikcan servis şoförümüz yine bizi almayı unutup okul çıkışı gelmedi. Biz de aynı yerin yolcuları birkaç insan kampüsün yanındaki duraktan otobüse binip çarşıda indik. Koştur koştur mahallemizin otobüsüne yetiştik 1.30 dakika arayla. Yerlerimizi aldık, bendeniz hemen çıkardım mp4ü, dibimdeki bayana rağmen uyuma girişimlerinde bulundum. Olmayınca gözlerimi açtım bari dışarıyı izleyeyim diyerekten... Gözlerimi açtığımda gördüğüm manzara hiç de iç açıcı değildi. Otobüs tıklım tıklım dolmaktaydı. İnsanlar pazar alışverişlerini yapmış, otobüse dadanıyorlardı. Sonumun nasıl olacağını biliyordum. Sabahtan beri çektiğim yorgunluğun üstüne bir de otobüs yolculuğunu ayakta geçirme vakti yakındı. Sonra otobüsün düşündüğüm kadar dolmadığını farkettim. Hemen hemen herkes bir yer bulmuştu. Bir amca hariç... Üstümüze üstümüze geliyordu, ben de nezaket gereği kalkmaya çalıştım sırtımdan asılan bilmem kaç kiloluk çantama rağmen. Arkamı döndüğümde zaten hemen arkamızda bir yerin boş olduğunu görünce tekrar yerime oturdum amca için de bir yer varmış diyerekten. Amcamız arkamıza geçti. Bir iki dakika söyleyeceklerini düşünmüş olmalı ki, ilk anda bir tepki gelmedi. Yoğun bir beyin fırtınasından sonra yanımdaki kızın omzunu dürtükleyip "Yaşlılar gününüz kutlu olsun kızım" bla bla demeye başlamış. Ben duymadım önce zira kulağımda kulaklık vardı. Benim duymadığımı farkeden amca ısrarla omzumu delip geçen parmağıyla dürtmeye devam etti! "Çantam o görevi yeterince yapıyor merak etmeyin" demek için arkamı döndüğümde gördüğüm surat ifadesi karşısında "susmalıyızzzz" diye çenemi uyardım. Amcacım yine aynı cümleyi farklı yorumlar getirerek önüme sundu. Ne diyeceğimi bilemedim çünkü jeton o an gerçekten düşmedi. Tercüme etsin diye yanımdaki kıza soran gözlerle baktım.

-Sağol de. Sağol de.

Dedi bana. Ben de bir bildiği vardır diye saf saf "Sağolun" dedim. Önüme döndüğüm anda amcamın amacını da kızın amacını da anlamış bulundum. Sinirimden müziğin sesini biraz daha açtım. Sonra ayakta bir dedemi daha gördüm. Kalkacaktım ama dedem önündeki boş koltuğa bile oturmaya isteksiz dururken ne diye kalkayım diye vazgeçtim.

Hayır amcacım! Ben oturmuş işim gücüm yokken seni bu bloga misafir ediyorsam, konu haline getiriyorsam sandığın kadar duyarsız değilimdir değil mi? Sen de gördün kalkmak üzere olduğumu ama boş koltuğu görünce vazgeçtiğimi. Niye önüne gelen her gence "duyarsız, kaygısız, yeni nesil genç" imajı takıyorsun ki? Hayır inkar etme amacını ikimiz de biliyoruz. Dost sohbetlerinin yeni nesil gençlerden yakınma bölümünde anlatacak bir anın olsun istiyorsun. Aramızda geçen olayları gerçek yüzüyle anlatsan "Ah bu gençler çok vefasızlar azizim çook" diyemeyecek kimse. Çok sıkıcı olacak hatıran ve yine kimse sana "Çok haklısın, bak neler görmüşsün..." demeyecek. Olaya renk katmak için de 1-2 saniye beyin fırtınası yaptın beni benden aldın... Yine de diyorum ki canın sağolsun Amca! Senin hikayen renkli olsun, kafandaki yeni nesil genç imajı çizilmesin, varsın olsun ben hayırsız olayım dost sohbetlerinde...

5 baloncuk:

lady jade dedi ki...

Bu tarz insanlar çok sinir bozucu yahu, hadi gençleri geçtim bilmem kaç kiloluk çantalarıyla ayakta duran minicik ilkokullu veletlere bile duyarsızlar, halbukisi o kadar da vasat durumda değiller ayakta da durabilirler. Bazen orta yaşlı kokoş teyzelere, çok bilmiş amcalara inatla küçük çocuklara yer vermişliğim vardır. Babam da hep der genç insana, küçük çocuğa yer vereceksin asıl. Çünkü gelişme çağındalar zaten, o hayvan gibi çanta ezik büzük hale getirir organizmayı..

Buzcevheri dedi ki...

Benim sürekli içinde olduğum psikolojiyi anlatmışsın..

Canselmo dedi ki...

Otururum cam kenarına, takarım mp3'ü, izole ederim kendimi. Gençler de yorulur kardeşim. Evinizde oturun a.k. Hele triplileri hiç çekemem. Ancak koridor tarafında oturuyorsam ve edebiyle adabıyla ayakta duran teyze/amca varsa kaldırırım götümü.

Eaaaah!!!

Mimi Wonka dedi ki...

ne armutsun Turşu xD "sağol de sağol de" diyen adama güvenip nasıl sağol dersin yahu. öldüm burda gülmekten, ömrüme ömür kattın,sağol:D

(Süper)Cem dedi ki...

ahahah sağolun kısmı pek şükela oldu gerçekten.. Gece gece fabuloso :s

Efendim ben şahsen pek rastlamıyorum öyle amcasal sorunlara. Sabah minibüse biniyorum, dakikasında tıklım tıklım oluyor. Yer vermeyi bırak, nefes dahi alamıyorsun. Akşam dönüşte yine aynı durum söz konusu. Kimse kimseyi sallamıyor bizim buralarda. Herşey çok güzel ilerliyor ahaha. İş çıkış saatlerinde zaten pek amca falan olmuyor meydanda. Bak şimdi yandı ampul ha.. Harbiden.. :s