Pages

22 Ağustos 2008 Cuma

Sıkı Can İyidir, Çabuk Çıkmaz!

Hayır ben hiçbir insana bu şekilde bir karşılık vermedim. Genellikle böyle karşılıklar aldım.

-Canım sıkılıyor Phaedrus!
-Sıkı can iyidir, çabuk çıkmaz Turşu!
-İçimde hızla büyüyüp tüm bedenimi ele geçirmeye hazırlanan karanlık bir boşluk var -ki biz buna sıkıntı diyoruz- dikkat et seni de kapmasın geçerken!

Can sıkıntısı haliyle google denen (gerekli, gereksiz) bilgi kaynağına "can sıkıntısı" nı arattırdım. Karşıma çıkan sonuçların %80'i "can sıkıntısı için komik fıkralar" adı altında saçma sapan sitelerdi. Hiç değilse kendi ruh halimi okurken biraz da güleyim diye ekşisözlük linkine tıkladım. Karşıma çıkan entry'ler pek hoşuma gitti. Ama en çok bu alttaki ilgimi çekti.

-yapılacak şey bellidir*. sabredeceksiniz veya çabalayacaksınız. çabalayacak bir şey kalmadı mı eli mahkum sabredeceksiniz. uykunuz yoksa uyumak kesinlikle bir çözüm değil, depresyona kadar götürür benden söylemesi. bence ilk başta çabalayın biraz ki sabrederken içi içini yiyen biri olmayın. arkadaşlarınızı arayın * odanızı toparlayın :işe yaramaz ders çalışın* , gidin bilgisayarınızla oynayın* , film izleyin*, müzik dinleyin* vs. vs. hatta rejimde bile olsanız bir şeyler yiyin en azından kafanız dağılır*. bütün çabalama vaziyetleri bittiğinde yatağa veya kanepeye uzanırsınız, belki birşeye konsantre olur gibi olursunuz. işte o an bir nevi ölümdür, bir şey düşünmez, hareket etmezsiniz sadece bakarsınız veya gözlerinizi kaparsınız; aynen boşluk.

not: ileride davranış bozukluğuna veya anormalliğe yol açabilir. çocukken tek başıma tavla, monopoly* gibi oyunları hatta satrancı tek başıma oynamışlığım çoktur. hala da yaparım eğer çok sıkılırsam* ileride yalnızlığa alıştırır, insan ihtiyacını pek hissetmezsiniz; insanlıktan çıkar gibi olursunuz. neyse iyi tarafından bakın*


Yapılacak şeylerin hepsini yaptığımı söylemeliyim.

-Smoky Bonnie'yi arayıp, onunla 9 dakika konuşup, telefonu kapatıp, tekrar arayıp yine aynı sürede muhabbete devam etmek (10 dakikası 2 kontör durumlarından dolayı saat tuttuğumuz oldu, evet).

-Odamı toplamaya gelince; onu zaten 2 gün önce yaptım. Elektrik süpürgesi ve vilada sopasıyla çok iyi bir takım olduğumuzu düşünmekteyim.

-Ders çalış dersen kafanı gözünü yarabilme potansiyelim oldukça yüksek.

-Bilgisayar, film, müzik, yemek zaten günlük rutin işlerim arasında. Hayal gücü denilen aktivite olmasa nasıl geçer bu günler hiç bilmiyorum. Bir koltuğa oturup saatlerce aklıma gelen şeyleri düşünmek hem iyi bir zaman tüketimi hem de yararlı bir beyin jimnastiği. Tabi bir günün 23 saatini ( kalan bir saati tuvalet ve banyo olarak ayırmalıyız bence) bir koltukta olmamış şeyleri oluyormuş gibi görmekle, konuşulmamış şeyleri konuşmakla, tanışılmamış insanları tanımakla geçiriyorsanız ruh sağlığınızın büyük bir bölümünü "can sıkıntısı" na kaptırmışsınız demektir. İleride hatta çok yakında şizofrenik tepkiler göstermeye başlayabilirsiniz. Babamla hiç yapmadığım kavgayı beynimde canlandırdığımda sinirden ağlamam gibi. Kafamı yastığın altına gömüp susmayı beklemiştim yarım saat. Ya da bugün resim kursunda burnumun şakır şakır kanamasını henüz ortaya çıkarılmamış bir hastalığımın olduğuna bağlamam gibi. Mendille kanları temizlerken "eğer kansersem kafamı kazıttıktan sonra saçlarımı saklamalıyım" diye içimden geçen düşünce gibi. İşin kötü tarafı eve gelip karşımda benimle konuşmayan bir baba, Denizli'den geldiğinden beri "can sıkıntısı" ile depresyona giren bir abi - ki onun için pek birşey farketmeyecek, zira kendileri 1 hafta sonra Olimpos'ta güzel bir tatil yapacak- ve çocuklarının can sıkıntısını "hadi bir yürüyüşe çıkın, hadi markete gidip dondurma alın, kuzenlerinizle buluşun, onu yapın bunu yapın" diyerek geçirmeye çalışan bir anne bulunca, içimde büyüyen garip sıkıntı iyice delirtiyor beni. Saç diplerimden parmak uçlarıma kadar büyük bir baskı hissediyorum. Yapacak birşey bulamayınca da kendimi buzdolabının içine atıyorum. Buz gibi 1.5 litrelik su şişesini çıkarıp odama taşıyorum.

Herşeyin sinir bozucu geldiği anlar olur can sıkıntısı döneminde. Nikki Sixx 'in bir türlü inmeyen kitabı sinirlerimi bozuyor mesela. Hangi torrent linkini denersek deneyelim, 10 mb'lık dosya %99.7 'ye gelince duruyor. Abimin içeride o kadar övmeme rağmen BenX 'i değil de American Beauty 'yi izlemesi de sinirimi bozuyor. İzlediği zaman da BenX 'e hayran kalacak biliyorum ama "ben söylemiştim" demeyi sevmeyen bir insan olarak sadece yüzümde bir gülümsemeyle filmin kritiğini yapacağım ona. Dışarıda çocuk parkından gelen seslere de sinir oluyorum. Adamın yaptığı iğrenç espri buradan duyuluyor. Çok 25th Hour vari oldu biliyorum. Ayna karşısına geçip sövülecek daha birsürü şey var ama yazarken kayboldular bak görüyor musun?...

(Yazının sonunu nasıl bağlayacağını bilemeyip "hadi sonu gizemli olsun, görkemli olsun" ayağına yatıp sayfayı kapatan insan mode : on)

2 baloncuk:

Mimi Wonka dedi ki...

sabret demek lazım ne yapiim başka, okul açılacak zaten 1 dönem daha bitmek için başlayacak işte. Bekliyorum zaten ben, buralardayım...

(Süper)Cem dedi ki...

çocukken çok duyardım ben o lafı. şimdi sıkıntılarımı bi şekilde geçirebiliyorum ya da öyle olduğunu varsayabiliyorum. ama geçiyormuş gibi oluyor bence. geçmiştir geçmiştir. hehe

bahsettiğin iki filmi de daha yeni indirdim. uygun zamanlarda izleyeceğimdir. ben x ilgi çekici gibi ama ben de american beauty yi önce izleyebilirim haha neyse sıkıldım. sadnfsd