Pages

29 Kasım 2008 Cumartesi

Cahillik Bir Zamanlar En Büyük Mutluluktu...

Mimi Wonka:
Kitaplarla arkadaş olmak çok mantıklı bu devirde. Nereye dönsem bir politik fikir beyanatı çıkıyor karşıma. Bunaldım artık üniversiteden, herkes bir yere yamanma çabasında. Yapılmış veya varolan şeyleri olduğu gibi kabul etmiyor kimse. Şu mustafa filmini izledin mi bilmiyorum ama kaç haftadır onun tartışması dönüyor. Ben de izlemedim filmi ama ne olursa olsun hiçbirşeyi eleştirmem ben deli gibi kavgaya dönüştürmem. Vellasılı kelam hayat ve hayatı hayat yapanlarımda iş yok. Kaçmam lazım karavan almam lazım...

Psilosibinli kafa yapan mantarlar kadar zararsızız.: *
Siyaset dediğin şeyi onu yapıcak insanlara bırakıcaksın. Fazla kirli. Eleştiriyorsun ama çözüm bulamıyorsun. İlerde ne düşünürüm hiç bilmiyorum ama değişmek istemeyen bir topluma birşey öğretemem, önce kendi hayatında yapıcaksın değişimi, gören beğenen olursa ona da aşılayacaksın. Başka türlü yaşanmıyor, gitmiyor. Mustafa'yı izlemedim ama Can Dündar 'ı eleştirmiyorum. Bir kenara atamam ki önceden yaptığı birçok işi severdim, şimdi nasıl çamur atayım adama? İzlemedim bile filmi

Mimi Wonka:
Sıkılıyorum. Ama yapacak başka birşeyim de yok. Kaç yaşındasın deseler 40 a yakınım diyecek gibi hissediyorum.

Psilosibinli kafa yapan mantarlar kadar zararsızız.:
Dediğin gibi, hayat başkalarının iyiliğini düşünemeyecek kadar kısa. Bunu söyleyip duruyoruz vs ama aklıma hep İbo-Hayat-Ölüm geliyor. Erteliyorum erteliyorum peki ya 15 dakika sonra boğulur ölürsem, araba çarpar sakat kalırsam? Kim garanti edebilir? Düşünmeden de edemiyorum.

Mimi Wonka:
O hikaye benimde hep aklımda

Psilosibinli kafa yapan mantarlar kadar zararsızız.:
Erteleyip plan yapmaktan başka bir çare de yok ama çevrede konuşan o kadar çok bilmiş insan var ki. Sanki 40 'ıma kadar erteleyecekmişim, sonra da geçim derdine düşüp ev geçindirmeye devam ederek yaşlanacakmışım gibi hissediyorum. Fish reklamı karşısında zırlayıp hani benim hayallerim ulan diyecekmişim gibi. Düşüncesi bile korkunç lan!

Mimi Wonka:
Evet de, başka bir alternatif sunulmuyor sanırım bize. Hani evlenip çocuğa karışan arkadaşlarım da var, sabah 9 akşam 6 çalışanlar da. Başka bir ilginçliği yok sanki hayatın. Hayran olduğum sanatçı kişilikli adamlardan olmadığım, olamadığım sürece...

Psilosibinli kafa yapan mantarlar kadar zararsızız.:
Sanki hayalini kurduğumuz hayatı yaşayanlar başka bir gezegendenmiş gibi?

Mimi Wonka:
Sanki sonum belli gibi. Evet aynen öyle.

Psilosibinli kafa yapan mantarlar kadar zararsızız.:
Son zamanlarda çok sık gelir oldu bu düşünceler. Şu bitsin ondan sonra hayalime kavuşacağım, onu geçeyim ondan sonra, şunu yapayım ondan sonra... Salon takımı taksitlerini öder gibi. İyice kendime gömülücem lan yakında.

Mimi Wonka:
Salon takımı taksitlerini öder gibi çok doğru bir tespit. Lisedeyken biraz daha büyüyünce derdim özgür olunca vs ama fark ediyorum ki bu nasıl büyütüldüğüne de bağlı biraz. Çok saçma sorumluluk hislerimiz var. Bize öğretilen bazı şeyleri ardımızda bırakamıyoruz hiç. Ben biraz daha farklı olmaya başlasam sanki bazı şeyleri ardımda bıraktım ve o ardımda kalanlar bana küstü, benim ardımdan bakakaldı, beni ben yapan bazı şeyleri kaybettim yitirdim gibi hissediyorum. Çok salakça farkındayım.

Psilosibinli kafa yapan mantarlar kadar zararsızız.:
Yetiştirilirken yüklenen sorumluluklar.. Babamın hatırlattığı laflardan biri "biz yarın öbürgün ölürsek kendi ayaklarınızın üstünde durmalısınız, ekonomik olarak özgür olmalısınız, biz her zaman olmayacağız vs" bunları düşündükçe evet belki salakça ama senin de dediğin gibi ardında bırakmış gibi hissediyorsun. Sanki ihanet etmiş de yıllar sonra dönüp baktığında orda olmayacaklarmış gibi. Tırsıyorsun, kuyruğunu toplayıp "belki sonra" diyorsun.

Mimi Wonka:
Evet. Ama sonra diye birşey yok. İroni de burda başlıyor işte. Hayatın deli saçması bir şiir trajikomik bir tek perde olup çıkıyor.

Psilosibinli kafa yapan mantarlar kadar zararsızız.:
Son cümle çok doğru. Hani hep istediğimiz, söylediğimiz "50 yaşına gelince fotoğraf albümlerine bakıp yaşadım ulan" diyebilmek, ama sanki 50 yaşına gelince "yarın öbür gün biz ölürsek kendi ayaklarınız üstünde durmalısınız" öğütleriyle çıkacakmışız gibi çocuklarımızın karşısına. Birinci cümleyle ikinci cümlenin arasındaki fark da seslendiğin çocuğun hayatını değiştiriyor. Kısır döngüye devam ediyorsun sonra.

Mimi Wonka:
Birşeyler yapmak lazım.

Psilosibinli kafa yapan mantarlar kadar zararsızız.:
İşte söylediğin şey benim ağzımdan çıkamıyor. Evet demek isterim, derim de. Ama biliyorum "2 sene daha, sonra mobilyaların taksitleri bitecek" sadece.

Mimi Wonka:
Bu kadar yoğun düşünen bizden başka salak var mıdır bilmiyorum. Yoksa çok şanslılar.

Psilosibinli kafa yapan mantarlar kadar zararsızız.:
Cahillik bir zamanlar en büyük mutluluktu diyor ya. Doğru diyor. Endişelenmek okumuşlara göredir, tanrı cahilleri korur. O da güzel diyor. Bile bile düşünüyorsan bunları salaksın, salağım, salağız, fazla çemkirik oldu.

Mimi Wonka:
Çemkirik grubu kurup her hafta bir bar kapatsak mesela. Bünyeye iyi gelir. Sonra bir dahaki buluşmaya kadar acizliğimin katlanılmaz aşağılamasına dayanabilirim belki altından kalkabilirim, sonra hep birlikte cahilliğe içeriz.

Psilosibinli kafa yapan mantarlar kadar zararsızız.:
Gelmez mi? Bir insana bile aslında bildiği ama dile getirmediği bir gerçeği yüksek sesle söylediğin zaman, o insanın suratında sana karşı oluşacak nefret dolu ifadeyi gördükten sonra cahilliğe ve bir kişiyi daha rahatsız etmene içeriz. Alex gibi singing in the rain söyleyerek toplumun ahlakını bozmaya doğru gideriz, tabi bizi zaptedecek hoş bir sahaf ya da kendimize getirecek sıcak bir mekan yoksa.

Mimi Wonka:
Biraz croissant ve kahve iyi giderdi şimdi.

Psilosibinli kafa yapan mantarlar kadar zararsızız.:
Kahve alıcam birazdan. Alta Rica. Yeni takıntım, duymuşsundur. Ama ne söylersen söyle boş Mermiş. Yüzyüze oturup bunları gülerek, kızarak, kinayeli bir biçimde konuşmadıkça boğazında kalıcak.

Mimi Wonka:
Sırtına vuracak adam yok etrafında. Varlığımı sonsuzlaştırdığımın resmidir. Sen varlığı çizebilir misin Phaedrus sonsuzlaştırabilir misin çizdiğini?

Psilosibinli kafa yapan mantarlar kadar zararsızız.:
Kitapta şu sözleri söylemiş Robert Pirsig:

Ve sisin içinden hafiften bir şekil beliriyor. Doğrudan baktığımda yok oluyor, ama başka yere baktığımda göz ucunda yeniden beliriyor. Tam ona birşey söyleyecek, onun adını anacakken vazgeçiyorum. Çünkü biliyorum ki onu tanıdığımı belli eden bir hareket ya da tavır, ona, kazanmaması gereken "bir gerçeklik" kazandıracak.

Ama bunu açıklamasam da bu şekli tanıyorum. Bu, Phaedrus.

Kötü ruh..

Çılgın...

Yaşamın ya da ölümün olmadığı bir dünyadan geliyor.

Mimi Wonka:
Sonsuzluk diye birşey yok bence. Bu ara çok düşündüm onu. Hani sonsuzluk değilde bilinmezlik o. Bilmediğimiz şeylere sonsuz diyoruz bence. Uzay sonsuz, inanç sonsuz...

Psilosibinli kafa yapan mantarlar kadar zararsızız.:
Ölmeden, ölümle ilgili rivayetlerde bulunmak gibi..

Mimi Wonka:
Evet. Ya seni çok mutlu eden şeyler iyi oldukları için sonsuz olmalıdır. Ya da bilmediğin ve seni korkutan şeyler açıklanamadığı için sonsuzdur. Arası yok bunun. Hepsi ihtiyaç dahilince insanlarca şekillendirilmiş şeyler.

Psilosibinli kafa yapan mantarlar kadar zararsızız.:
Beklemeli, öyle görmeli insan. Yani o bilinmezliği düşündükçe şimdiyi kaçırmak neden? Bilinmezliği yaşadığın zaman öğreneceksin ama şimdiyi bir daha yaşamayacaksın.

Mimi Wonka:
Heh bak bu dediğin de çok doğru.

Psilosibinli kafa yapan mantarlar kadar zararsızız.:
Teker teker yaşamalı diyorum.

Mimi Wonka:
Vakit yettikçe.

Psilosibinli kafa yapan mantarlar kadar zararsızız.:
Evet. 2 yıl sonrasını düşünerek, hayatımı o yöne planlayarak, şimdiyi harcamam, söylediklerimizle baya çelişse de boşver. Çelişmeli zaten. Yaşamak istemediğin bir şimdiyi de yaşamazsın zaten. sadece izleyerek geçirirsin o da birşeydir.

Mimi Wonka:
Zaten zamandan korktuğum kadar hiçbirşeyden korkmuyorum. Ondan saat kullanmıyorum zaten. Sınavlarıma, derslerime, otobüsüme geç kalmam umrumda olmuyor.

Psilosibinli kafa yapan mantarlar kadar zararsızız.:
Saat ben de takamam. Şunu düşünmesi korkunç çünkü; saatine baktığında 4ü gösteriyor. Ertesi akşam haberlerde, akşam 5 sularında şu şu insan şu şu yerde öldürülmüş, şu şu topluluk şunu şunu yapmış ya da tanıdığın insan o saatlerde kalp krizi geçirmiş.Ssaat taktığım zaman bunları düşünüyorum. Sanki o saniye heryerde olmalıymışım gibi. O zaman da zamana hakim olamıyorum. Bileklerim boşken daha güzeller.

Mimi Wonka:
Evet boş bilekler daha güzel gerçekten......

*(Psilosibinli kafa yapan mantarlar kadar zararsızız = Alässe_isis)

4 baloncuk:

Buzcevheri dedi ki...

"Psilosibinli kafa yapan mantarlar kadar zararsızız"

Psilosibinli mantar lsd ayarında insanı zehirleyerek kafa yaptıran bir şey. "Magic mushroom" denilenden.Kafan hacca gidiyor bunu yiyince, nasıl zararsız oluyormuş? =P

Mimi Wonka dedi ki...

"we do no harm to anybody,just do harm to each other"

Merve(mj*) dedi ki...

adın harikaymış gerçekten=)

(Süper)Cem dedi ki...

Düşün düşün bitmez bunlar hacım. Konuştukça daha karamsara bağlıyor insan. Kıçının keyfi yerinde olanları bağlamaz bu tür konular, kıçının selametinin ne olacağını bilmeyenleri bağlar. Canım sıkıldı bariz ehahe